<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sohbet Sitesi Chat Sohbet Odaları</title>
	<atom:link href="http://www.superoda.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.superoda.net</link>
	<description>Sohbet, Chat, sohbet sitesi, chat odası, sohbet siteleri, sohbet odası, süper sohbet odaları aramalarında hizmet veren Türkiye&#039;nin en kaliteli sohbet chat sitesidir..</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 19:40:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sohbet Sitelerine Giriş</title>
		<link>http://www.superoda.net/sohbet-sitelerine-giris.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/sohbet-sitelerine-giris.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 19:40:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[sohbet sitelerine giriş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9054</guid>
		<description><![CDATA[Sitemizde sohbet sitelerine giriş yapmak için lütfen nickinizi yazın ve bağlana tıklayın, sizde sohbetin keyfini yaşayın. Hoş sohbetler dileriz..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sitemizde sohbet sitelerine giriş yapmak için lütfen nickinizi yazın ve bağlana tıklayın, sizde sohbetin keyfini yaşayın. Hoş sohbetler dileriz..</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/sohbet"><img class="alignnone size-medium wp-image-9055" title="sohbet sitelerine giriş" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/sohbet-sitelerine-giriş-300x122.jpg" alt="sohbet sitelerine giriş 300x122 Sohbet Sitelerine Giriş" width="300" height="122" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/sohbet-sitelerine-giris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sohbet Odalarına Giriş</title>
		<link>http://www.superoda.net/sohbet-odalarina-giris.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/sohbet-odalarina-giris.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 19:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[sohbet odalarına giriş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9051</guid>
		<description><![CDATA[Sitemizde sohbet odalarına giriş yapmak için lütfen nickinizi yazın ve bağlana tıklayın. Herşeyden önce seviyeli sohbet etmenizi diler, eğlenceli dakikalar geçirmenizi umut ederiz. Hoş sohbetler..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sitemizde sohbet odalarına giriş yapmak için lütfen nickinizi yazın ve bağlana tıklayın. Herşeyden önce seviyeli sohbet etmenizi diler, eğlenceli dakikalar geçirmenizi umut ederiz. Hoş sohbetler..</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/sohbet"><img class="alignnone size-medium wp-image-9052" title="sohbet odalarına giriş" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/sohbet-odalarına-giriş-300x122.jpg" alt="sohbet odalarına giriş 300x122 Sohbet Odalarına Giriş" width="300" height="122" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/sohbet-odalarina-giris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Chat Odalarına Giriş</title>
		<link>http://www.superoda.net/chat-odalarina-giris.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/chat-odalarina-giris.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 19:02:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[chat odalarına giriş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9048</guid>
		<description><![CDATA[Sitemizde bulunan chat odalarına giriş yapmak için lütfen nickinizi yazıp bağlanın ve sohbetin keyfini yaşayın. Hoş sohbetler dileriz..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sitemizde bulunan chat odalarına giriş yapmak için lütfen nickinizi yazıp bağlanın ve sohbetin keyfini yaşayın. Hoş sohbetler dileriz..</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/sohbet"><img class="alignnone size-medium wp-image-9049" title="chat odalarına giriş" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/chat-odalarına-giriş-300x122.jpg" alt="chat odalarına giriş 300x122 Chat Odalarına Giriş" width="300" height="122" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/chat-odalarina-giris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web tasarım hataları ve yanlışları</title>
		<link>http://www.superoda.net/web-tasarim-hatalari-ve-yanlislari.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/web-tasarim-hatalari-ve-yanlislari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 17:12:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım hataları]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarım yanlışları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9042</guid>
		<description><![CDATA[Web tasarım hatalarını kısa başlıklar halinde sıralıyoruz. Önemli olan web tasarım hataları ve web tasarım yanlışları : 1-      Kullanıcılar sitenizin konusunu saniyeler içinde öğrenmeli : İnternetteki en önemli şey zamandır. Sitenizin konusunu kullanıcıya yaklaşık 3 saniye içinde anlatmalısınız. Bunu Logo, Makale Başlıkları, Kategoriler ve Bannerlarla başarabilirsiniz. 2-      Siteniz Taranabilir Olmalı : Unutmayın bu bir internet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web tasarım hatalarını kısa başlıklar halinde sıralıyoruz. Önemli olan web tasarım hataları ve web tasarım yanlışları :</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/web-tasarım.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-9044" title="web tasarım" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/web-tasarım.jpg" alt="web tasarım Web tasarım hataları ve yanlışları" width="280" height="202" /></a></p>
<p><strong>1-      </strong><strong>Kullanıcılar sitenizin konusunu saniyeler içinde öğrenmeli :</strong></p>
<p>İnternetteki en önemli şey zamandır. Sitenizin konusunu kullanıcıya yaklaşık 3 saniye içinde anlatmalısınız. Bunu Logo, Makale Başlıkları, Kategoriler ve Bannerlarla başarabilirsiniz.</p>
<p><strong>2-      </strong><strong>Siteniz Taranabilir Olmalı :</strong></p>
<p>Unutmayın bu bir internet sitesi , bir kitap değil. Sitenizin tasarımına özen göstermelisiniz. Dünyaca ünlü açık kaynak kodlu blog alt yapısı WordPress işinizi görür. WordPress kullanıcıların en sevdiği site modeli baz alınarak tasarlanmıştır.</p>
<p><strong>3-      </strong><strong>Süslü Fontlar Kullanmamalısınız :</strong></p>
<p>Süslü fontlar sitenizi harika gösterebilir fakat sadelikten nekadar uzaklaşırsanız , okunabilirlikten de okadar uzaklaşmışsınız demektir. Süslü fontlar kullanıcının gözünü yorar aynı zamanda siteyi amacından saptırabilir ( ! ) Sitenizin amacı gösterişli olmak değil , insanlara yarar sağlamaktır.</p>
<p><strong>4-      </strong><strong>Küçük Fontlar Kullanmayın:</strong></p>
<p>Bir önceki maddede de söz ettiğimiz gibi sadelikten uzaklaşmamalısınız. Öte yandan belki ben Firefox’un kısa yollarını iyi derecede kullanabiliyorum fakat kısa yolları iyi kullanamayan biri sitenizi son kez ziyaret ediyor demektir.</p>
<p><strong>5-      </strong><strong>Kullanıcı Kontrolü Dışında Yeni Pencere Açma:</strong></p>
<p>Kullanıcı açısından bu çoğu zaman sinir bozucudur. Tarayıcı ayarlarından dolayı okumak istediği makale tarayıcının arkasında açılmış olabilir yada bir makale okurken yeni sekmede açmak istediği bir sayfa yeni pencerede açılıp önüne gelebilir yada kullanıcıların sık sık maruz kaldığı spam reklamları (Pop-up) anımsatabilir.</p>
<p><strong>6-      </strong><strong>Kullanıcıdan İzinsiz Tarayıcı Boyutuyla Oynamak</strong>:</p>
<p>Sitenizin en iyi gözüktüğü boyuz 600 X 800 olabilir fakat kullanıcıdan izinsiz tarayıcı ile oynarsanız bu kullanıcınızı kaybetmeniz anlamına gelebilir.</p>
<p><strong>7-      </strong><strong>Kayıt Olmadan Bilgilere Erişememek:</strong></p>
<p>Sizin de başınıza sıklıkla geliyordur. Girdiğiniz bir forum üye olunmadan istediğiniz bilgilere erişmenize izin vermiyor. Ne kadar sinir bozucu olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Şunu belirtmek isterim ki bir siteden yarar görürsek zaten o siteyi takip etmeye başlarız böyle oyunlara gerek yok.</p>
<p><strong>8- Kullanıcının izni olmadan yorumlara/güncellemelere abone etmek :</strong></p>
<p>Bu kullanıcıyı rahatsız eder ve sitenizden nefret etmesine neden olur. Hatta bunların yanında sitenizden gelen e-postaları şikayet eder ve e-posta sunucunuz e-posta servislerinden banlanır. Bu yüzden gönderdiğiniz her e-posta spam kutusunu boylar.</p>
<p><strong>9- </strong><strong>Flash dosyası kullanmakta aşırıya kaçmak :</strong></p>
<p>Flash dosyaları kullanarak sitenizi biraz güzelleştirebilirsiniz ama sitenizi fazla hantallaştırmamanız gerekir. Flash’ı kullanıcı ile bilgi arasına bir engel değil bir araç olarak sunmak gerekiyor. Böylece kullanıcı hem görsel bir keyif almış olur hem de istediği bilgiye ulaşmış olur.</p>
<p>Bilginiz olsun; arama motoru botları flash dosyaları değerlendiremez.</p>
<p><strong>10- </strong><strong>Otomatik müzik çalmak:</strong></p>
<p>Sessiz bir ortamda bilgi arayan kullanıcıyı yerinden zıplatıp, bütün sinirini üzerinizde toplayabilirsiniz. Sitenize radyo veya otomatik başlayan mp3 eklentileri kurmamalısınız.</p>
<p><strong>11- </strong><strong>Bir ses dosyasını illaki oynatmanız gerekiyorsa kullanıcı tercihine bırakın:</strong></p>
<p>Dinletmek istediğiniz ses dosyasını kullanıcı ne zaman isterse o zaman dinlesin. Böylece hem kullanıcıyı korkutmamış olursunuz hem de yazılı bilginin yanında sesli bilgide vermiş olursunuz. Kullanıcı gözünde ki değeriniz bir kademe artmış olur.</p>
<p>Ayrıca ses dosyası kullanmak bir Seo taktiğidir. Google sitelerin değerini belirlemek için “Sitede kalma süresini” de ölçer ve haliyle video/ses gibi dosyalar kullanıcıyı sitede uzun süre tuttuğundan sitenize değer katar.</p>
<p><strong>12- </strong><strong>Kullanıcılar karşısında gerçek kişi görmek ister :</strong></p>
<p>Kullanıcı girdiği siteden bilgiyi almadan önce ne kadar güvenilir olup olmadığını sorgular. Eğer sitenizin tasarımı düzgün ve “ Hakkımda” sayfası varsa o zaman kullanıcının güveni size karşı daha sağlam olur.</p>
<p><strong>13- </strong><strong>Geri çıkma butonunu asla kaldırmayın:</strong></p>
<p>Kullanıcı aradığı bilgiyi bulduğunu sanabilir ve sitenize yanlışlıkla gelmiş olabilir çeşitli JavaScript kodları ile geri butonuna erişilemez hale getirmeyin. Kullanıcıya aklında imajınızı zedelemeyin.</p>
<p><strong>14- </strong><strong>Yazılarınız çok yanar döner olmasın:</strong></p>
<p>Makalelerinizi yazarken duygularınızı kullanıcıya aktarmak istiyor olabilirsiniz fakat bunu aşırıya kaçmadan yapmalısınız. Örneğin 1 makalede maksimum 3 slogan kullananın.</p>
<p><strong>15- </strong><strong>Aşırı uzun Url’ler kullanmayın :</strong></p>
<p>WordPress kullananlar daha iyi bilir, makalenin başlığını girdikten sonra otomatik olarak Url’de oluşur. Makalenizi en iyi şekilde özetleyen başlığı Url uzantınız olarak yapın fakat Url’niz ne kadar kısa ve açıklayıcı olursa Google tarafından o kadar sevilir.</p>
<p><strong>16- </strong><strong>Html tablo yerine Css kullanın :</strong></p>
<p>Tasarımcı arkadaşlar bu öneriyi göz önünde bulundurmalılar çünkü Css kat ve kat daha hızlıdır. WordPress kullananlar için böyle bir sorun yok elbette…</p>
<p><strong>17- </strong><strong>Kullanıcıların site içi arama yapabildiklerinden emin olun:</strong></p>
<p>Kullanıcı bir şekilde sitenize gelmiş olabilir ama ona arama yapması için bir şans daha verebilirsiniz. Sitenizde ki arama çubuğunun kullanıcının görebileceği bir yerde olduğundan emin olun.</p>
<p><strong>18- </strong><strong>Açılır kapanır menülerden kaçının :</strong></p>
<p>Kimi zaman kullanıcıyı çileden çıkartabilen menülerdir. Ufak bir Mouse hareketiyle tekrar kapanabilir ve böylece kullanıcının sinir kat sayısını bir puan daha yükseltebilir.</p>
<p><strong>19- </strong><strong>Yazı yönergeleri kullanın:</strong></p>
<p>Bazı kullanıcılar kotadan yememek için tarayıcı ayarlarından resim ve video dosyalarını yüklememe emri verebilir. Resim ve videolara alt etiketi eklerseniz yüklenmese dahi içerik hakkında minik bir bilgi verebilirsiniz.</p>
<p><strong>20- </strong><strong>Pdf dosyasına link verdiğinizi belirtmek:</strong></p>
<p>Çoğu tarayıcı Pdf dosyasını bilgisayarınıza indirmeden açabilir fakat %80’i bu işlemi yaparken kısa süreli donmalar yaşayabilir. Bu yüzden kullanıcıya sürpriz olmaması için önceden kullanıcıyı bu konu hakkında bilgilendirmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/web-tasarim-hatalari-ve-yanlislari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Web tasarımı yapma teknikleri</title>
		<link>http://www.superoda.net/web-tasarimi-yapma-teknikleri.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/web-tasarimi-yapma-teknikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 13:19:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarımı nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarımı teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[web tasarımı yapma teknikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9039</guid>
		<description><![CDATA[Web tasarımı yapma teknikleri, nasıl yapılır 1. Tasarımı olabildiğince basit tut. İyi bir tasarımın gücü basitliğinde saklıdır. Özü tanımlamak ana hedeftir. 2. Formatın içerik karşısındaki çekiciliğinin sizi baştan çıkarmasına izin vermeyin. İçerikle ilgilenen bir tasarımcının projeye katkısı, kafayı formata takmış bir tasarımcıdan tartışmasız daha çok olacaktır. 3. Pastaya kremasını sıvamak yerine, çözülmesi gereken problemin ne olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web tasarımı yapma teknikleri, nasıl yapılır</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/web-tasarımı.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9040" title="web tasarımı" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/web-tasarımı-300x223.jpg" alt="web tasarımı 300x223 Web tasarımı yapma teknikleri" width="300" height="223" /></a></p>
<p>1. Tasarımı olabildiğince basit tut. İyi bir tasarımın gücü basitliğinde saklıdır. Özü tanımlamak ana hedeftir.<br />
2. Formatın içerik karşısındaki çekiciliğinin sizi baştan çıkarmasına izin vermeyin. İçerikle ilgilenen bir tasarımcının projeye katkısı, kafayı formata takmış bir tasarımcıdan tartışmasız daha çok olacaktır.<br />
3. Pastaya kremasını sıvamak yerine, çözülmesi gereken problemin ne olduğunu tam anlamıyla anlamak gerekir. Sonuçta ortaya çıkan görüntü krema gibi görünse de, asıl olan pastanın kendisini iyi pişirmektir.<br />
4. Estetiğin önünde duran en önemli engel sayfanın yüklenme hızıdır. Sayfa yavaş açılıyorsa yazı tahtasına geri dönmek gerekir.<br />
5. Diğer birimlerle [mühendisler, üreticiler, editörler ve satış] iletişimi koparmamak ve koordinasyonu sağlamak esastır.<br />
6. Ve her zaman azıcık asit yeşili ekleseniz iyi olur.<br />
7. Yaptığınız her işe bir tatlı kaşığı mizah içirmek, alacağınız ilacın dozunu düşürür. Ve bir ölçek şeker çok faydalı bir tasarım aracıdır.<br />
8. Tuhaf fontları kullanmaktan kaçının.<br />
9. Web için tasarlanmış çanlar ve ıslıklar üzerinde çok fazla zaman harcamayın. İnanın değmez.<br />
10. En sonunda ortaya çıkan tasarım, onun için harcadığınız emeğe kıyasla çok sade görünüyorsa, bu ipi göğüslediğinizin kanıtıdır.<br />
11. İşe başlamadan önce eldeki asıl problem üzerinde düşünün. Fakat problemleri olmaları gerektiğinden daha fazla büyütmeyin. Tasarımcıların karşılaştıkları problemler çok nadiren o denli ciddi ve complex olurlar. Yani işleri sizin için daha zor hale getirmek için enerjinizi boşa harcamayın.<br />
12. Sadece sissyler [i.ne demek ağır olur] karalama yapar.<br />
13. Çoğu tasarımcı doğuştan yetenekli olduğunu düşünür. Onlar “Özeldirler“. Eğer bu özel insanlardan birisinin yardımına ihtiyacınız varsa, egolarını biraz titretin.<br />
14. İşleri bir adım öteye götürmekten veya tekrar tekrar aynı şeyleri istemekten korkmayın. Topu o çok bilmişlerde bırakın ki kendileriyle yüzleştiklerinde ne yapacaklarını bilemesinler.<br />
15. İlham gelmiyorsa etrafa bakın. Sizi çevreleyen evrenin ﬁkirlerini ödünç alabilirsiniz.<br />
16. Müşterilerinizi gözlemleyin ve onlar için anlam ifade eden şeylerden etkilenmeyi adet edinin.<br />
17. İyi muzik iyi tasarımın anahtarıdır. Hemen dışarı çıkıp kendinize birkaç CD alın.<br />
18. Projenizde bir dolu değişik font kullanmaktan kaçının. Zorunlu hallerde 20 kadarı fazlasıyla yeterli olacaktır. İnsan beyni bundan fazlasını kavrayamaz.<br />
19. Tüm renkleri kullanma ayrıcalığınız varsa, bu hakkı suistimal etmeyin. insanlar genelde ödedikleri paraya değsin isterler, ve bu onların tasarımı için kullandığınız renk cümbüşüyle doğru orantılıdır.<br />
20. Bir metni kullanırken mutlaka okuyun! Kendinizi, bu metne sizden bile daha az ilgiyle yaklaşacak olan bir insanın yerine koyun. Kısa satır uzunluğu iyidir. Çoğu zaman karşılaştığımız sayfalar satırların vahşice uzamasına aldırmasa da, satırları 400 pixelin altında tutmak en iyisidir.<br />
21. Eğer metin uygun görünmüyorsa; durumu size, “Bu sayfayı biraz buda!“ yazana bildirmekten korkmayın. Herşey bir yana “Asıl çok olan azdır!“, değil mi? Eğer metinleri üzerinde değişiklik yapmayı kabul etmiyorlarsa bu sözü kullanabilirsiniz.<br />
22. Benim bütün web sayfalarım, bana başka işler için daha fazla zaman bırakacak şekilde, basit şablonlar üzerinden oluşturulmuştur. Sen de kendine basit bir şablon hazırlayabilirsin.<br />
23. İşe yaramaz bilgiyi halının altına süpür. Belki günün birinde birisi kalkıp da tasarımın değişiklerden önceki ilk hallerini görmek ister.<br />
24. Sanılanın aksine clip art, neden bahsettiğinden asla emin olamadığınız fransızca deyişler gibidir. Saraydan uzak sanat hiç eskimez.<br />
25. Çizgi sanatı sanal ortama çok uygundur. Fotoğraf yerine vektörel çizimler kullanmak, sayfaların çok daha hızlı yüklenmesini sağlar.<br />
26. Her zaman emeğinizin karşılığını isteyin. Bir kuruş, hatta para bile olamosı gerekmez fakat belli bir limite kadar, işinize verilen değer istediğiniz miktarla doğru orantılı olarak artacaktır. Yuppi Ekonomisi 101′e hoş geldiniz.<br />
27. Flash öğrenin. Hemen şimdi. Ama her iş için ﬂash kullanmayın.<br />
28. Yapabildiğinizde sayfayı tam ekran görüntüleyin. Animasyonlarınızı ve tasarımlarınızı, kullandığınız animasyon programından bağımsız olarak [Flash, GIF, dHTML, QuickTime, vs.], kullanıcının seçtiği browser genişliğinde görüntüleyin.<br />
29. Animasyonunuzun, sadece hareket halindeki renklerden oluşsa bile, bir ana teması, hikayesi, en azından bir amacı olmasına dikkat edin. Bu noktayı akılda tutarsanız farklılaştığınızı göreceksiniz.<br />
30. Animasyonunuzu sıradanlıktan kurtarmak için objelerin linear hareketlerinden vazgeçebilirsiniz.<br />
31. Sesi iyi kullanamıyorsanız hiç kullanmayın. İyi muzik zayıf animasyonu kuvvetlendirirken kötü müzik harkulede bir tasarımın içine edebilir.<br />
32. Analog olmayı göze alın. Geleneksel materyalleri ve teknikleri dijital animasyonla birleştirin.<br />
33. Animasyon gerçekliğin abartılması olduğundan, çalışmaya eldeki referans materyallerinden başlayın. Çeşitli objelerin nasıl hareket ettiklerini anlamak için onları ﬁlme çekin. Toparladığınız bu kaynakları, çizimlerine ihtiyacınız olduğunda kullanmak üzere el altında tutun.<br />
34. dHTML sayfanızı dinamik olarak birleştirme arzusuna direnin. İnsanlar zaten sayfayı yüklemek için yeterince beklediler.<br />
35. Arayüz elemanlarında kullanılan ses unsuru, üzerinde gezindiğiniz ilk 3 defadan sonra rahatsız edici olacaktır.<br />
36. HTML yapısını ve neden çalıştığı şekilde çalışıyor olduğunu ögrenin. HTML’in iyi yapabildiği noktaları kullanmaya yönelik olarak tasarım yaparsanız, onun artılarından yararlanmış olursunuz. Bu çabanız takımın diğer üyelerini daha mutlu kılar ve sayfa daha iyi çalışır.<br />
37. İyi programlamanın %90′ı, programcıların gerzekleri açığa çıkarma arzularına direnmelerinden geçer. Yanlış yaptığınız noktaları öğrenip, ilk olarak onlarla başa çıkmak üzerinde çalışın.<br />
38. Arayüz gece kulübü değildir.<br />
39. Asla graﬁğin içine kelime karıştırmayın. Metin metindir. Graﬁk graﬁk. ikisini birbirine karıştırmayın.<br />
40. Kullanıcıyı geri butonu kullanmamaya ikna etmek için sadece 3 saniyeniz var. 3 saniye. Bu ekrana anında ilginç bir şey getirmeniz gerektiği anlamına geliyor.<br />
41. Ekrana herşeyi yükletmek için 20 saniyeniz var. Hatta bu tahmin büyük ihtimalle çok liberal bir tahmin. Bu süre genelde 10 saniyedir. Elinizi çabuk tutun.<br />
42. Siteniz arama motorlarında ne olasılıkla bulunabiliyor? Neden bilmiyorsunuz? Çabuk öğrenin ve meta etiketlerinin içeriğinizi buna uygun olarak değiştirin.<br />
43. Kullanıcılar sitenizin nasıl çalıştığıyla hiç, hem de hiç ilgilenmiyorlar. Sadece içeriğiniz için oradalar. İçeriği onlara basit ve hızlı bir şekilde verin.<br />
44. Web tasarımının temel kuralları, diğer tasarım disiplinleriyle aynıdır, fakat Webde tasarımı şunlara karşı yaparsınız: Hat safhada bir karışıklık. İpucu: Basitliğin radikal kuralları.<br />
45. Teknolojik kısıtlamalar İpucu: Baskıdan farklı olarak webde mutlu tesadüﬂer yoktur. Extra GÜVENLİK gerektirir.<br />
46. Kötü tanımlanmış bir anadil İpucu: Web dili kaba süreçlerini yaşıyor.<br />
47. Problem “basitlik+güvenlik+kabalık=sıkıcı web“ Benim size tavsiyem kuralları yıkan deneyler yapmanız ve vaziyet el verdiğinde [içerik kullanım kolaylığının diktasında olmadığında] uçlarda dolaşmak.48. Gözlem gruplarını incelediğinizde, kullanıcıların genellikle irrasyonel ve duygusal olduklarını görürsünüz, fakat tasarım yaparken kendi içinizdeki irrasyonel ruha direnmek zorundasınız. Ou have to resist designing for the irrational in us. Yoksa kötü tasarımcı olursunuz ona göre.<br />
49. Web tasarımında ilk adım makinalar için tasarım yapmaktır. Bu insanlar için ayrıca çaba sarfetmeniz gerektiği anlamına gelir. Tam tersi de doğrudur.<br />
50. Seyirciniz hakkında bilgi edinin ve düşünün, sonra bilgisayarlar hakkında bilgi edinin ve düşünün, sonra seyirciniz hakkında bilgi edinin ve düşünün…<br />
51. Daha çok hız, daha az etkileşim.<br />
52. Mantra #1: “Asıl çok olan azdır!“<br />
53. Mantra #2: “İçerik kraldır“<br />
54. İlham#1: Uzmanlık alanınız dışındaki insanlarla çalışın. Örneğin, mimarlar size web tasarımında tam anlamıyla yeni bir bakış açısı kazandırabilirler. Web sayfalarını web alanlarına dönüştürebilirler.<br />
55. İlham#2: Analog çalışın. Kağıt ve kalem prototipleri kullanabileceğiniz en iyi arçlar olabilir. Are one of the best tools you can ever use. Yapışkan kağıtları serbestçe kullanın.<br />
56. Gerçek: Eğer 10 saniyede %100 kullanışlı değilse kaybettiniz. Hedef 5 saniye olmalı<br />
57. Şu rengi bir web sayfasında asla kullanmayın: “#FF36C6“.<br />
58. Şu an bilgisayarınızda bulunan tüm fontları atın. Bir arkadaşınıza şu üç fontu yeniden yükletin: 1 tane mono-weight Sans Serif, 1 tane Serif ve sonuncu canınızın istediği herhangi bir font olabilir. Bu fontlarla yaşamayı öğrenin. Eğer beceremediyseniz, onları FontLab’da açın ve düzeltin veya Illustrator ya da Freehand kullanarak üzerlerinde tek tek çalışın.<br />
59. Çalışırken bilgisayarınızın görüntü ayarlarıyla oynayın. Ekrana vurun, bir mıknatıs yaklaştırın, gamma ayarlarıyla radikal düzenlemeler yapın, güneş gözlüğüyle bakın, delikli bir ﬁlm şeridinin ardından bakın, ekranın üzerini kuruyunca silinen markerlarla çizin. Eğer bir hata yaptıysanız, hatayı düzeltmeden önceki haline bakın. Tüm bu yöntemler sizin, tasarımın ilk safhalarındaki doğal süreçlere dönmenizi sağlayacaktır.<br />
60. Ucuz bir Polaroid alın ve sürekli olara kullanın. Dijital değil, Polaroid kamera!<br />
61. Eğer tasarımcı olduğun iddiasındaysan işini bırak, kendine [vergi tahsildarı olabilir] yeni bir iş bul, siyah olmayan kıyafetler, normal boyutlarda bir gözlük al, AIGA kartını yak ve tasarımı bir süreliğine sadece hobby olarak yap. [Saka yapmıyorum ya öyle yazıyordu, ben de çevirdim]<br />
62. Bir şeyleri kırma alışkanlığı edin.<br />
63. 1 yıllığına mobilya ustasının yanına çırak olarak gir.<br />
64. Sanatçı ruhunu internet tostuna yağ gibi sür. Web herşeyin mümkün olduğu görsel bir oyun bahçesidir. Eğer istediklerini web de yapamıyorsan, neden yapasın ki?<br />
65. Temellere bağlı kal: kırmızı, siyah, Helvetica, Times. İş hayatında o şık şeylere yer yok, eğlence ve oyunu öğle tatili için sakla.<br />
66. Daha büyük ve daha kırmızı yap. [Aman diyim bunu “Güzel yapamasan da, büyük yap, büyük yapamazsan, kırmızı yap“ olarak yorumlama.]<br />
67. İzleyicinin gözünün ortasına yumruk indir.<br />
68. Optima Extra Bold, özellikle sık aralıklarla kullandığınızda, fontlar arasında heryerde kullanabileceğiniz bir font tipidir. İşi neredeyse üst üste birdirmeye kadar götürdüğünüzde bir şeyler anlatmak istediğiniz gün gibi aşikardır.<br />
69. Daha da iyisi tüm harﬂeri büyük yaparsınız. Bir şeyleri gerçekten ifade etmek istediğinizde!!!<br />
70. Çabuk ama trendy bir logo için italic yazıyı bir ovalin içine dişi olarak yerleştirip, bir parçacık da drop shadow kattınız mı, iş tamamdır.<br />
71. Hollanda da tasarımcıların yaptığı işe “form veren“ anlamına gelen “vormgeving,“ denir. Bu kelime İngilizce’de kullanılan ve moda, zevk, tat ve ticaretle iç içe geçmiş olan “design“ kelimesinden oldukça farklıdır. Bu eylemi en iyi ifade eden kelime nedir?  Tat, sitil, fonksiyon gibi kelimeler güzellik ifadeleridir. Fakat bu eylemin ruhunu gerektiği gibi tarif edemezler. Tasarımcıların form veren olarak asıl görevi -amaç, skala, medya ve tasarımdan bağımsız olarak- bu ruha uygunluğu keşfetmek veya yeniden yaratmaktır.<br />
72. Benim se en çok beğendiğim tasarımlar kendini bilmez folk tasarımcılar tarafından ortaya konanlardır.<br />
73. Sırat köprüsünde kimse ünlü bir tasarımcı olup olmadığınızı sormayacaktır.<br />
74. Satış çağında yaşıyoruz. Bir şeyin işe yarayıp yaramadığı piyasada tutmasıyla anlaşılıyor. Sadece satan projeler mutlu hayatlar yaşıyorlar.<br />
75. Size yeterince güzel olmadı bu iş diyen iç sesinizi görmezden gelmeyin.<br />
76. Bir tasarımcının avutkatla, sanatçıyla olduğundan daha çok ortak noktası vardır. Müşterinizle aynı ﬁkri paylaşmıyor, hatta onlardan nefret ediyor bile olabilirsiniz, fakat onların iyi görünmesini sağlamak sizin görevinizdir. Oturup içinde bulunduğuz durumdan şikayet etmek yerine, bu şartlar altında yaratıcı çözümler üretmeyi seçmelisiniz.<br />
77. Modanın sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Tasarımın görevi bir mesaj aktarmaktır. Tasarımıznızın mesajı doğru ilettiğinden emin olmalısınız.<br />
78. Yeni teknolojiye ayak uydurun. Web yerinde durmadığından yenilikleri arayıp bulmaya vakit ayırın. Artık büyüğün küçüğü yediği zamanlar geride kaldı. Hızlı yavaşı mideye indiriyor.<br />
79. Yaptığınız hiçbir şeye çok bağlanmamak kuralı çok önemlidir. Sevsenizde, nefret etsenizde, yanınıza öğrendiklerinizi alıp, oradan uzaklaşmak en iyisidir.<br />
80. Siz öyle olacağını düşündüğünüz sürece, herşey iki kat daha fazla zaman alacaktır.<br />
81. Benimsenmiş iletişim noktalarını kullanan tasarım başarılı olur. Kendi yarattıklarını kullanan değil.<br />
82. Yaptığınız tasarımları her aşamasında sürekli kaydedin. [Save]<br />
83. Renk en son sahneye çıkan oyuncu olursa müşterileriniz onların en az sevdikleri rengi kullandığınız için huzursuz olmazlar.<br />
84. İnsanlar: Beklemeyi, scroll etmeyi, okumayı sevmez.<br />
85. İnsanlar: Okumaktansa beklemeyi, beklemektense scroll etmeyi seçerler.<br />
86. İnsanlar: Genelde rasyonel ve tutarlı olmasalarda, bazen olmayı seçerler.<br />
87. Tasarım problem çözmektir. Problemi tanımladığınızda işi yarılamış olursunuz.<br />
88. Web tasarımının ilk adımı prosesi tanımlamaktır. Karar mercilerini ve hedeﬂeri belirleyip, takım arkadaşlarını eldeki tasarım sorunlarının çözümlerine götürecek yolun haritasını çizmek gerekir. Bu sağlam çatı altında sıradan bir tasarımcı bile işi götürebilir. Bu çatı kurulmamışsa iyi bir tasarımcı bile boka batabilir.<br />
89. Fotoğrafçı, illustrator ve diğer tasarımcılarla çalışırken, onlara onlardan nelerini istediğinizi açıkça belirtin ve yollarından çekilin. Onlara yaşama alanı ve desteğinizi verin. Bu şartlar gerçekleştiğinde sizi güzel göstermek için ellerinden geleni yapacaklardır.<br />
90. İşinizi, GIF kullanımına başvurmadan önce HTML ve CSS kullanarak halletmeye çalışın.<br />
91. Vazgeçemezsiniz ve otomatik bir silahla dünyayı etrafınızda dönmeye zorlayamazsınız. (Belki yaparsınız ama bu sadece problemlerinizin katlanarak çoğalmasına neden olur)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/web-tasarimi-yapma-teknikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsellikte erkekleri yatağa atma yolları</title>
		<link>http://www.superoda.net/cinsellikte-erkekleri-yataga-atma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/cinsellikte-erkekleri-yataga-atma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 12:37:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik yolları]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellikte yatak]]></category>
		<category><![CDATA[erkekleri yatağa atma yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9036</guid>
		<description><![CDATA[Cinsellikte erkekleri yatağa atma yolları Zaman değişti, artık kadınlar da erkekler kadar başarılı ve kendilerine güveniyorlar. O zaman neden konu sekse gelince istedikleri erkeği de elde edemesinler? Kadınlar da hayatın her alanında erkek gibi yaşıyorlar. Erkekler kadar başarılılar, erkekler kadar çok para kazanıyorlar, erkekler kadar ne istediklerini biliyorlar. Peki seks? Neden bu konuda da istedikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsellikte erkekleri yatağa atma yolları</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/yatağa-atma-yolları.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9037" title="yatağa atma yolları" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/yatağa-atma-yolları-199x300.jpg" alt="yatağa atma yolları 199x300 Cinsellikte erkekleri yatağa atma yolları" width="199" height="300" /></a></p>
<p>Zaman değişti, artık kadınlar da erkekler kadar başarılı ve kendilerine güveniyorlar. O zaman neden konu sekse gelince istedikleri erkeği de elde edemesinler?</p>
<p>Kadınlar da hayatın her alanında erkek gibi yaşıyorlar. Erkekler kadar başarılılar, erkekler kadar çok para kazanıyorlar, erkekler kadar ne istediklerini biliyorlar. Peki seks? Neden bu konuda da istedikleri partneri özgürce seçemesinler? “Hiçbir erkek, bir kadının aldatıcılığıyla başa çıkacak güce sahip değildir” diyor Navarre’li Marguarite.</p>
<p>Biz de birbirinden farklı özellikleriyle erkeklerin başını döndüren dört kadını sizin için seçtik. ‘Baştan çıkarma sanatı’ kitabının yazarı Robert Greene’in tavsiyeleri doğrultusunda size, dilediğiniz erkeği baştan çıkarmak ve yatağa atak için aldatıcılığınızı nasıl kullanacağınıza dair bir rehber hazırladık.</p>
<p>İçinizdeki Marilyn Monroe’yu ortaya çıkarın!</p>
<p>Marilyn Monroe, ilk gençlik yıllarından itibaren, erkeklerin üzerindeki gücünü keşfetmeye başlamıştı. “Onların beni öpmek, bana sarılmak istemesinin suçu bendeymiş. Bazıları, onlara tutku dolu gözlerle baktığımız söyledi. İr kısmı ise onları yere yatıran titreşimler yaydığımı iddia etti” sözleri günlüğüne yazdığı erkeklerle ilgili itiraflardan sadece biriydi.</p>
<p>• Hem arzulu bir kadın hem de masum bir kız çocuğu olun: Marilyn Monroe, sanki benliğinin bir bölümü cinsellik çığlıkları atarken, geri kalanı bunun farkında değilmiş gibi saf ve utangaçtı. Bu çelişki erkeklerin başını döndürüyordu. Bir kadının hem korunmaya muhtaç hem de cinsel açıdan heyecan verici görünmesi erkeklerin en büyük fantezisidir.</p>
<p>• Sesinizi Marilyn Monroe gibi kullanın: Marilyn, ses tonunu, küçük bir kız ile vamp bir kadın seslerinin karışımına kadar alçaltıyordu.</p>
<p>• Hareketlerinizi şehvet yönlendirsin: Marilyn Monroe, her oynadığı sahnede, seksi düşünüyormuş, şehvetin pençesine kapılmış gibi cinsel titreşimler yayıyordu. Sevilmek ve arzulanmak isteği, davranışlarınıza ayrı bir çekicilik katar, ama bu etkiyi yaratırken masumiyeti de ön planda tutun.</p>
<p>Tanrıça Afrodit olabilirsiniz!</p>
<p>Afrodit, cinsel yönü çok gelişmiş, inanılmaz derecede özgüvenli, bitmek bilmeyen zevkler ve biraz da tehlike sunan kadınların en ünlüsüdür. Bu yüzden, bu efsanevi kadın, diğer tüm kadınlar için iyi bir örnek olacaktır.</p>
<p>• Tehlikeyi çağrıştırın: Günümüz dünyası, erkekler için daha az macera içeriyor. O yüzden erkelere genlerinde ihtiyaç duydukları tehlikeyi sunun. Dengesiz olun, açık olmayın. Bu hem onları heyecanlandıracak hem de içinizi okuyup zayıf yönlerinizi görmelerini engelleyecektir.</p>
<p>• Güvendiğiniz fiziksel özelliklerinizi kullanın: Her kadın fiziksel özelliklerini ön plana çıkaracak kadar kadınsı ve özgüvenli değildir. Giysileriniz cinsellik çığlıkları atmasın, ama vücudunuzun güvendiğiniz ve karşınızdakinin hayal gücünü harekete geçirecek bir bölümünü sergileyin.</p>
<p>• Afrodit gibi gözlerinizle konuşun: İşin anahtarı, bakışların kısa ve delici olması ve ardından başka yöne çevrilmesidir. Gözleriniz arzunuzu anlatırken, yüz ifadeniz sakin olmalı. Gülümsemeyin, gülümsemek yarattığınız etkiyi yok eder.</p>
<p>Onları Cleopatra gibi dize getirin!</p>
<p>Romalı yazar Dio Cassius, “Cleopatra, kişiliği ve konuşmasıyla en soğuk ve en karalı düşmanını bile baştan çıkarabilirdi. Sezar da onu gördüğü ve sesini duyduğu anda büyülenmişti” diyor.</p>
<p>• Ondan üstün olduğunuzu düşündürün: Cleopatra, Sezar’la sohbetlerinde soyundan geldiğini iddia ettiği Büyük İskender’den söz ederdi. Bu da Sezar’ın kendisini daha aşağıda hissetmesine ve erkekliğini kanıtlama konusunda hırslanmasına neden olurdu. Siz de onun kendini eksik hissetmesine yol açacak konular açın.</p>
<p>• Yaşamının sıkıcı olduğunu ona gösterin: Cleopatra, Marcus Antonius’u tavlamak için de onu Mısır’da ziyafetlerle karşıladı; türlü eğlenceler sundu ve Mısır yaşamının Roma yaşamından en azından eğlence konusunda daha üstün olduğunu ona sergiledi. Siz de ona yaşamının sıkıcı ve ilginç olmadığını düşündürün.</p>
<p>Josephine gibi bir Napolyon fethedebilirsiniz!</p>
<p>Napolyon, karısı Josephine’i o kadar çok seviyordu ki İtalya’da savaştayken, ona pek de sık mektup yazmayan Josephine’in yanına dönebilmek için savaşı erken bitirmeyi bile göze almıştı. Napolyon adeta Josephine için yaşıyordu.</p>
<p>• Kolay teslim olmayın: Josephine, önce bakışları ve davranışlarıyla Napolyon’u kendine çekti; istediği etkiyi yaratınca da kendini geri çekerek Napolyon’un peşinden gelmesini sağladı. Siz de kontrolü ona vermeyin, ilgisini yitireceğinden korkarak ipleri ona kaptırmayın.</p>
<p>• Kıskançlık yaratın: Josephine’in bir aşığı olduğu dedikoduları Napolyon’u Josephine konusunda daha da hırslandırıyordu. Siz de üçüncü kişilere ilgi gösterin, kurbanınıza belki de onunla sandığı kadar ilgilenmediğiniz sinyalini gönderin.</p>
<p>• Aklınızdan neler geçtiğini belli etmeyin: Josephine, Napolyon’a gözünü çok önceden dikmişti. Ama neyin peşinde olduğunu hiç hissettirmedi. Siz de dolaylı yaklaşın, tehdit edici görünmeyin, bırakın siz ağlarınızı ustalıkla örerken, o sizi tavladığını sansın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/cinsellikte-erkekleri-yataga-atma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınları ve erkekleri çıldırtan cümleler</title>
		<link>http://www.superoda.net/kadinlari-ve-erkekleri-cildirtan-cumleler.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/kadinlari-ve-erkekleri-cildirtan-cumleler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 12:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[çıldırtan cümleler]]></category>
		<category><![CDATA[erkekleri çıldırtan cümleler]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları çıldırtan cümleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9033</guid>
		<description><![CDATA[Kadınları ve erkekleri çıldırtan cümleler : İşte ikili ilişkilerde erkeğin veya kadının karşı tarafa söyleyip çıldırttığı birbirinden ilginç cümleler… Kadınları çıldırtan cümleler : “Bütün kadınlar aynı.” “Akşama kadar evdesin ne iş yaptın da yoruldun?” “Rahat rahat evde oturup evinin işini yapsana.” “Üç kuruş kazanıyorsun diye tepemize çıktın.” “Bu evde benim dediğim olur.” “Bayram tatilinde bizimkilere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınları ve erkekleri çıldırtan cümleler :</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/çıldırtan-cümleler.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9034" title="çıldırtan cümleler" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/çıldırtan-cümleler-300x225.jpg" alt="çıldırtan cümleler 300x225 Kadınları ve erkekleri çıldırtan cümleler" width="300" height="225" /></a></p>
<p>İşte ikili ilişkilerde erkeğin veya kadının karşı tarafa söyleyip çıldırttığı birbirinden ilginç cümleler…</p>
<p>Kadınları çıldırtan cümleler :</p>
<p>“Bütün kadınlar aynı.”</p>
<p>“Akşama kadar evdesin ne iş yaptın da yoruldun?”</p>
<p>“Rahat rahat evde oturup evinin işini yapsana.”</p>
<p>“Üç kuruş kazanıyorsun diye tepemize çıktın.”</p>
<p>“Bu evde benim dediğim olur.”</p>
<p>“Bayram tatilinde bizimkilere gidiyoruz.”</p>
<p>“Ben erkeğim, istediğimi yapmak zorundasın.”</p>
<p>“Daha iyi anlarsınız diye çayı sizden istedik.”</p>
<p>“Elinin hamuruyla erkek işine karışma.”</p>
<p>“Sen kadınsın, otur oturduğun yerde.”</p>
<p>“Kim soktu bunları senin kafana.”</p>
<p>“Kadınlar dırdır yapar, kafa ütüler.”</p>
<p>“Kadınlardan şoför olmaz.”</p>
<p>“Kadınlar teknoloji cahilidir.”</p>
<p>“Kadınlardan yönetici olmaz.”</p>
<p>“Kadınlar futboldan anlamaz.”</p>
<p>“Çalışmak senin neyine!”</p>
<p>“Kilo almışsın.”</p>
<p>“Hiçbir yemek anneminkinden güzel olamaz.”</p>
<p>“Sen ne anlarsın ki”</p>
<p>“İlişkimize ara verelim”</p>
<p>“İlişkimizi gözden geçirelim”</p>
<p>“Hanım annem geliyor. Bilgine canıım.”</p>
<p>“Hallederiz”</p>
<p>“Bakarız”</p>
<p>“Sen beceremezsin, ver, ben yapayım”</p>
<p>“Ben demiştim”</p>
<p>Erkekleri çıldırtan cümleler :</p>
<p>“Ailem seninle tanışmak istiyor”</p>
<p>“Eski sevgilim böyle yapmazdı”</p>
<p>“O kızı beğendin mi?”</p>
<p>“Bende bir değişiklik farkettin mi?”</p>
<p>“Arkadaşım evleniyor”</p>
<p>“Arkadaşım hamile”</p>
<p>“Konuşmamız lazım”</p>
<p>“Adam gibi davran”</p>
<p>“Başım ağrıyor”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/kadinlari-ve-erkekleri-cildirtan-cumleler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın süper zeka insanları</title>
		<link>http://www.superoda.net/dunyanin-super-zeka-insanlari.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/dunyanin-super-zeka-insanlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 12:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en zeki insanları]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın süper zeka insanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9026</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın süper zeka insanları, dünyanın en zeki insanları : 1- KIM UNG-YONG 4 yaşında üniversiteye gitti, 15 yaşında doktorasını yaptı. 1962′de Kore’de doğan Kim Ung-Yong isimli bu süper dahi, dünyanın en zeki insanı olarak Guinnes Rekorlar Kitabı’na girdi. 4 yaşında üniversiteye gitmekle kalmayan büyük deha, aynı zamanda o yaşlarda Japonca, Korece, Almanca ve İngilizce dillerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Dünyanın süper zeka insanları, dünyanın en zeki insanları :</h4>
<p><a href="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/dünyanın-süperzeka-insanları.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9031" title="dünyanın süperzeka insanları" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/dünyanın-süperzeka-insanları-300x197.jpg" alt="dünyanın süperzeka insanları 300x197 Dünyanın süper zeka insanları" width="300" height="197" /></a></p>
<h4>1- KIM UNG-YONG</h4>
<p>4 yaşında üniversiteye gitti, 15 yaşında doktorasını yaptı. 1962′de Kore’de doğan Kim Ung-Yong isimli bu süper dahi, dünyanın en zeki insanı olarak Guinnes Rekorlar Kitabı’na girdi. 4 yaşında üniversiteye gitmekle kalmayan büyük deha, aynı zamanda o yaşlarda Japonca, Korece, Almanca ve İngilizce dillerine de hakim olmasıyla ayrı bir rekor kırıyor.</p>
<p>5 yaşına bastığında en zor integral ve diferansiyel denklemleri çözebilen dahinin IQ’su 210′un üzerinde olarak biliniyor. 3 yaşında Hanyang Üniversitesi’nden kabul alan Yong, 6 yaşına kadar fizik bölümünde misafir öğrenci olarak okudu.</p>
<p>7 yaşında Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından Amerika’ya davet aldı ve 15 yaşını doldurduğunda Colorado Üniversitesi’nde Fizik Doktorası’nı yapmıştı. 1974 yılında üniversitedeyken NASA’da araştırmalara başladı ve fizik alanından İnşaat Mühendisliği alanına geçiş yaptı.</p>
<p>1978 yılında anavatanı Kore’ye dönen Yong’a birçok prestijli üniversiteden teklif gelmesine karşın o, yerel bir üniversitede ders vermeyi seçti. Yong, şu anda Kore’deki Chungbuk Üniversitesi’nde part-time öğretim üyesi.</p>
<h4>2- AKRIT JASWAL</h4>
<p>7 yaşında cerrah oldu. Bu Hintli çocuk, dünyanın en akıllı çocuğu olarak nitelendiriliyor… İsmi Akrit Jaswal ve ünvanını kesinlikle hakediyor. IQ’su 146 ve bir milyar nüfuslu Hindistan’daki en zeki insan olarak kabul ediliyor. 2000 yılında evinde ilk cerrahi müdahaleyi gerçekleştirince, tüm dünya onun adını duydu. Hem de sadece 7 yaşındayken.</p>
<p>Hastası da doktora gidecek parası olmayan sekiz yaşındaki bir kızdı. Küçük kızın eli yanmıştı ve parmaklarını birbirinden ayıramıyordu. Tıp eğitimi olmayan, hayatında hiç ameliyata girmemiş 7 yaşındaki süper çocuk, küçük kızın ellerini birbirinden ayırarak yeniden kullanabilmesini sağladı. Tüm ilgisini tıp bilimine veren dahi, 12 yaşındayken kanserin çaresini bulmaya çok yaklaştığını iddia etti. Tıp dahisi küçük çocuk şu anda Chandigarh Üniversitesi’nde okuyor ve Hindistan’ın en genç üniversite öğrencisi.</p>
<h4>3- CLEOPATRA STRATAN</h4>
<p>3 yaşında şarkı başına 2.500 TL kazanıyor. 2002 yılında Moldova’da dünyaya gelen Cleopatra Stratan, şimdiye kadar başarılı bir albüm çıkaran en genç şarkıcı olma ünvanını taşıyor. Zira, küçük kız daha 3 yaşındayken ilk albümünü çıkardı.</p>
<p>Müzisyen bir ailenin çocuğu olan Cleopatra’nın rekorları bununla bitmiyor tabii. Küçük Cleopatra, aynı zamanda iki saat boyunca kalabalık seyirci kitlesine canlı konser veren en genç şarkıcı, en çok para kazanan en genç şarkıcı, MTV müzik ödülü alan en genç şarkıcı ve bir ülkenin hit şarkısını çıkaran en genç şarkıcı rekorlarına da sahip.</p>
<h4>4- MICHAEL KEVIN KEARNEY</h4>
<p>10 yaşında üniversiteden mezun oldu. 24 yaşındaki Michael Kevin Kearney, sadece 10 yaşında üniversiteyi bitirmesiyle değil, aynı zamanda “Kim 1 milyon dolar ister?” bilgi yarışmasında büyük ödülü kazanarak dünya çapında ün saldı. 1984 doğumlu dahi çocuk, 17 yaşında üniversite hocası olmasıyla ve kırdığı dünya rekorları ile biliniyor ama dahası var…</p>
<p>Daha dört aylıkken konuşmaya başladı. Altı aylıkken doktoruna “sol kulağımda bir enfeksiyon var” gibi komplike bir cümleyle meramını anlattı. 10 aylıkken okuma-yazma öğrendi! Dört yaşındayken Amerika’nın önde gelen üniversitelerinde John Hopkins Üniversitesi’nde matematik testlerinde en yüksek skoru aldı. Liseyi altı yaşında bitirdi, 10 yaşında Santa Rosa Üniversitesi’nden mezun oldu. Şu anda Guiness Rekorlar Kitabında adı, “üniversiteden en küçük yaşta mezun olan kişi” olarak geçiyor.</p>
<p>Kearney’in “Kim 1 milyon dolar ister?” yarışması finalinde son soruda telefon hakkını kullanmak isteyip, herkesin soruyu babasına mı danışacak dediği anda, babasını arayarak “baba 1 milyon doları aldım eve geliyorum” demesi ve son soruya da doğru cevap vermesi hem yarışma sunucusunu hem de tüm dünyayı şaşırtmıştı. Kearney’in yarışma başarısı ve finaldeki bu anekdotu dilden dile dolaşan bir efsaneye dönüştü.</p>
<h4>5- GREGORY SMITH</h4>
<p>12 yaşında Nobel Ödülü’ne aday gösterildi. 1990 doğumlu Gregory Smith, 2 yaşında okuma yazma öğrendi ve 10 yaşında üniversiteye başladı. Ama bu, süper çocuğun hayat hikayesinin sadece bir kısmı. Zira, o dahi çocuk, öğrenmeye ayırdığı vakitten arta kalanı barış ve çocuk hakları savunucusu olarak dünyayı gezerek değerlendiriyor. Smith, dünyadaki gençler arasında barışı yayma amaçlı “Uluslararası Gençlik Savunucuları Derneği”nin de kurucusu.</p>
<p>Eski Amerikan Başkanı Bill Clinton’la ve Mikhail Gorbaçov’la tanışmış ve Birleşmiş Milletler Konseyi’nde konuşma yapmış sıradışı bir çocuk o. İşte tüm bu sıradışı yönleri ve barış için yaptığı çalışmalarla, Smith, şimdiye kadar dört kez Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. İşin ilginç yanı ise tüm bu başarıları, 20 yaşına basmadan gerçekleştirmesi.</p>
<h4>6- AELITE ANDRE</h4>
<p>2 yaşında sanat galerisinde resim sergisi açtı. Aelite Andre, Avustralya sanat dünyasının en çok konuştuğu “soyut resim” sanatçılarından biri ve sadece 2 yaşındayken adından söz ettirmeye başladı. Üstün yetenekli küçük kızın resimleri Melbourne’daki sanat galerisi sahibine ulaştığında, galeri sahibi resimlerden çok etkilenmiş ve hemen sergi açmaya karar vermişti.</p>
<p>Sergi için tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra galeri sahibi, bu üstün yetenekli ressamın sadece 22 aylık küçük bir kız olduğunu öğrenmiş ve resmen şoke olmuştu. Galeri sahibi bu inanılmaz gerçeğe rağmen sergi açma fikrinden vazgeçmemiş ve o başarılı sanat eserlerini galerisinde sergilemişti.</p>
<h4>7- SAUL AARON KRIPKE</h4>
<p>Lisedeyken Harvard’dan öğretmenlik teklifi aldı. Bir hahamın oğlu olarak dünyaya gelen Saul Aaron Kripke, tam anlamıyla bir “dahi”. Henüz ilkokul dördüncü sınıfa giderken matematiği yalayıp yutan üstün insan, daha liseye başlamadan geometri, kalkülüs ve felsefe alanlarına hakim oldu. Lisedeyken yazdığı ödevler, daha sonra mantık derslerinde kullanılmaya başladı.</p>
<p>Ödevlerinden biri Harvard’ın Matematik Bölümü tarafından beğenildi ve henüz lisedeyken Harvard’dan iş teklifi aldı. Harvard’dan “Sizi ders vermek üzere aramızda bekliyoruz” diyen bir mektup alan Kripke, ailesinin öncelikle liseyi bitirmesini istediğini söyleyerek teklifi reddetti; ama hemen liseden sonra Harvard Üniversitesi’ne kabul aldı.</p>
<p>Üstün zekalı Kripke, felsefe alanında Nobel Ödülü’ne eşdeğer Schock Ödülü’ne layık görüldü ve şu anda hala yaşayan en büyük filozof olarak kabul ediliyor.</p>
<h4>8- FABIANO LUIGI CAURANA&lt;</h4>
<p>14 yaşında en genç satranç üstadı oldu. İtalyan ve Amerikan vatandaşı olan harika çocuk Fabiano Luigi Caruana sadece 14 yaşındayken satranç üstadı ünvanını kazandı.</p>
<p>Caruana, şu anda İtalya’da ve Amerika’da gelmiş geçmiş en genç satranç üstadı.</p>
<h4>9- WILLIAM JOSEPH MOSCONI</h4>
<p>6 yaşında profesyonel bilardocu oldu. “Cep bilardocusu” lakabı ile bilinen William Joseph Mosconi, 6 yaşında Amerika’da Profesyonel Bilardocu oldu. Küçük bilardo dahisinin babası, bilardo masasını kullanmasına izin vermezken, o patatesleri top gibi kullanarak bilardo yeteneğini geliştiriyordu. Ülke çapında turnuvalara katılıp başarılar kazanmaya başlayınca, babası da oğlunun küçük bir dahi olduğunun farkına vardı.</p>
<p>1919 yılında 6 yaşında olan Willie, bilardo ustalığında o kadar ilerledi ki, Dünya Bilardo Şampiyonu Ralph Greenleaf ile final maçına hak kazandı. Bilardo masasına bir sandalye ile yetişebilen küçük Willie, maçı kazanamasa da çıkardığı muhteşem oyun ile hafızalara kazındı. Tabii bu yenilgi küçük dahiyi yıldırmadı: 11 yaşındayken gençlerde bilardo şampiyonu oldu. 20′li yaşlarında ise 15 kez Dünya Bilardo Şampiyonası’nı kazandı; birçok rekora imza attı ve bilardo sporunun tanıtımına yardım etti.</p>
<h4>10- ELIANA SMITH</h4>
<p>7 yaşında “Güzin Abla” oldu. Evet inanılmaz belki ama 7 yaşındaki Eliana Smith, yaptığı radyo programında yetişkinlerin dertlerini dinleyip onlara öğütler veriyor. Erkek arkadaşı tarafından terk edilenler, eşiyle sorunu olanlar, ailevi problemler yaşayanlar, herkes ama herkes ona ulaşıp, sorununa çözüm bulabiliyor.</p>
<p>Sevgilisini elinden kaçıran bir kadına tavsiyesi ise: “Onun için üzüldüğüne değmez, hayat bir erkeğin arkasından ağlayacak kadar uzun değil”…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/dunyanin-super-zeka-insanlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O kadar güzelsin</title>
		<link>http://www.superoda.net/o-kadar-guzelsin.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/o-kadar-guzelsin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 12:17:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk Sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[O kadar güzelsin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9028</guid>
		<description><![CDATA[O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum, titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum, öylesine bağlanmışım ki seni hep özlüyorum. Ne güneşi istiyorum karanlığıma, Ne de yıldızları istiyorum gece yarılarında.. Çok değil, Birtek seni istiyorum yalnızlığıma..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum,<br />
titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum,<br />
öylesine bağlanmışım ki seni hep özlüyorum.</p>
<p>Ne güneşi istiyorum karanlığıma,<br />
Ne de yıldızları istiyorum gece yarılarında..<br />
Çok değil,<br />
Birtek seni istiyorum yalnızlığıma..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/o-kadar-guzelsin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reenkarnasyon nedir gerçekmidir</title>
		<link>http://www.superoda.net/reenkarnasyon-nedir-gercekmidir.html</link>
		<comments>http://www.superoda.net/reenkarnasyon-nedir-gercekmidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 12:13:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önemli Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[reenkarnasyon gerçekmidir]]></category>
		<category><![CDATA[reenkarnasyon hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[reenkarnasyon nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.superoda.net/?p=9016</guid>
		<description><![CDATA[Reenkarnasyon hakkında bilgi, nedir, gerçekmidir ? Reenkarnasyon denilince, ruhun insandan insana geçmesi, başka bir bedenle dünyaya geliş, tenasühte ise, ruhun hem insana, hem de hayvan, bitki ve cansızlara geçtiği anlaşılıyor. Biri diğerinin yerine de kullanılır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Kalbleri hasta, bilgileri az olan bazı kimseler, hatta kendilerini, şeyh olarak tanıtan bazı dinsizler, tenasühe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reenkarnasyon hakkında bilgi, nedir, gerçekmidir ?</p>
<p><a href="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/reenkarnasyon-nedir.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-9024" title="reenkarnasyon nedir" src="http://www.superoda.net/wp-content/uploads/reenkarnasyon-nedir-300x225.jpg" alt="reenkarnasyon nedir 300x225 Reenkarnasyon nedir gerçekmidir" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Reenkarnasyon denilince, ruhun insandan insana geçmesi, başka bir bedenle dünyaya geliş, tenasühte ise, ruhun hem insana, hem de hayvan, bitki ve cansızlara geçtiği anlaşılıyor. Biri diğerinin yerine de kullanılır.</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Kalbleri hasta, bilgileri az olan bazı kimseler, hatta kendilerini, şeyh olarak tanıtan bazı dinsizler, tenasühe inanıyor. Ruhlar olgunlaşmadan önce, bir bedenden ayrılınca, başka bir bedene geçer. Kemale geldikten sonra, insanlara gelmez, tenasüh yolu ile olgunlaşmış olurlar diyor ve tenasühle ilgili birçok hikayeler uyduruyorlar. Tenasühe inanan dinden çıkar kâfir olur. Tenasüh ile ruhlar kemale gelirse, Cehennem kimler için olur, kimler azap görür? Buna inanmak, Cehennemi inkâr etmek ve hatta öldükten sonra tekrar dirilmeye inanmamak olur. Çünkü onlara göre, ruhun olgunlaşmasına vasıta olan bedene ihtiyacı kalmamıştır ki, bedenle haşr olunsun. Bu yalancıların sözleri, eski felsefecilerin [ve şimdiki medyumların] sözlerine benziyor. Eski felsefeciler, bedenin tekrar dirileceğine inanmıyordu. “Cennet nimetleri ve Cehennem azapları yalnız ruhlara olacak” diyordu. Bunlar, o felsefecilerden de kötüdür. Çünkü, onlar tenasühü reddedip, azabın sadece ruha olacağını söylüyorlar. Bunlar ise, hem tenasühe inanıyor, hem de ahiret azabını inkâr ediyor. Bu dinsizlere göre azap, sadece dünyadadır.</p>
<p>Allahü teâlâ, din büyüklerinin ruhlarını insan şekline sokmuş, bu şekiller, insan gibi iş görmüştür. Yoksa, mübarek ruhları, başka bedenlere girmiş değildir. Bir ruhun, beden şekli alması, tenasüh değildir. Melekler ve cin de, insan şekline girip birçok şey yapıyorlar ki bu da tenasüh değildir. Tenasühe inananlar, kabir azabına ve Kıyamet gününe iman ediyorlar mı? Yazıklar olsun ki, böyle imansızlar, kendilerini din adamı tanıtmış, yayın vasıtaları ile, millete Müslümanlık öğretmeye kalkışıyorlar, gençleri, dinsiz, imansız yapmaya çalışıyorlar. (2/58)</p>
<p>Tenasühe inananların kâfir oldukları Berika ve Hadika’da da yazılıdır. Eski Yunan felsefecisi Eflatun da tenasühe inanırdı. Teslis inancını ilk olarak ortaya çıkaran da budur. Hazret-i İsa, göğe çıkarıldıktan sonra, dört İncili yazanlar, bu inancı karıştırarak, insanlığı büyük felakete sürüklediler.</p>
<p>Ruh başkasına geçmez<br />
Yukarıda, bâtıl inanç olan reenkarnasyondan bahsetmiştik. Bu bâtıl inanç, daha çok Hindu ve Budistlerde görülür. Ölen kimsenin ruhu başkasına geçmez. Geçtiğini bildiren hiçbir âyet veya hadis yoktur. Hiçbir âlim de böyle bir şey söylememiştir. Kur’an-ı kerimde ölüm ve dirilişle ilgili birçok âyet-i kerime vardır. Hiçbirinde ruhun başka bir insana veya başka bir mahluka geçtiğini gösteren bir ifade yoktur. Zaten Allahü teâlâ insanlara ruh hakkında kâfi bilgi vermemiştir. İsra suresinin (Sana ruh hakkında soranlara, de ki, “Ruh Rabbimin işlerindendir, size az bir bilgi verilmiştir”) mealindeki 85. âyeti de ruhun mahiyetini bilmenin imkansız olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Bir de, (İki defa ölüp iki defa dirilmek) ifadesinden ruhun başka birisine geçtiğini ancak zındık söyler.</p>
<p>Kur’an-ı kerimde buyuruldu ki:<br />
İlk insan çamurdan, sonrakiler, nutfeden yaratıldı. Nutfe kan pıhtısı, et olur, sonra can verilir. Herkes ölür, kıyamette dirilir. (Müminun 12-16)</p>
<p>Bekara suresinin (Allah sizi ölü iken diriltti. Sonra öldürecek, sonra diriltecek, nihayet Ona döndürüleceksiniz) mealindeki 28. âyetini, Beydavi ve diğer tefsirler şöyle açıklıyor:</p>
<p>Çocuğun ana rahminde can verilmesinden önceki hâli için ölü, can verilmesine de diriltme denmiştir. Yani insan, bir defa ana rahminde, bir de kabirden sonra diriltiliyor. İki ölü hâli vardır. Biri ana rahmindeki canlılıktan önceki durumu, bir de kabirdeki hâli. Yani hepsi iki ölüm, iki diriltmedir.</p>
<p>Kâfirler ahirette (Ey Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin) diyecekler. (Mümin 11),</p>
<p>Ve dünyaya tekrar gönderilmelerini isteyecekler, iyi amel işleyeceklerini söyleyecekler. (Secde 12)</p>
<p>Kendilerine dünyadan geldikleri bildirilerek istekleri reddedilecek. (İbrahim 44)</p>
<p>Ve denecek ki: (Size, düşünebilenin düşünebileceği, öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size, [Peygamber, kitap, akıl, ihtiyarlık, ölüm gibi] uyarıcılar gelmedi mi?) [Fatır 37]</p>
<p>(Kâfirlerden birine ölüm gelince, “Rabbim, beni geri çevir, tâ ki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim” der. Hayır; bu söylediği boş laftır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.) [Müminun 99-100]</p>
<p>Duhan suresinin 56. âyet-i kerimesinde (İnsan ilk ölümden başka bir ölüm tatmaz) ifadesi, tek ölüm olduğunu açıkça gösteriyor. Kur’an-ı kerimde, (İki defa ölüp iki defa dirilmek) ifadesine benzeyen başka ifadeler de vardır. Mesela ikisi şöyledir:</p>
<p>(Geceleyin sizi öldüren [ruhunuzu alan], gündüzün de ne işlediğinizi bilen; sonra belli ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten [uyandıran] Odur.) [Enam 60],</p>
<p>Allah, eceli gelenlerin ölüm anında, eceli gelmeyenlerin de uyku esnasında ruhlarını aldığı ve bunda düşünenler için bir ders olduğu bildiriliyor. (Zümer 42)</p>
<p>Bu iki âyet-i kerimede, insan uyurken ruhunu Allahü teâlânın aldığı açıkça bildiriliyor. Ruhunu almakla onu öldürmüş olmuyor. Şimdi hangi zındık, (Uyuyan ölür, ruhu başkasına geçer) diyebilir? Tek ölüm ve tek dirilişin olduğunu bildiren âyet-i kerimelerden üçü şöyledir:</p>
<p>(İnsan önce bir şey değilken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?) [Meryem 67]</p>
<p>(Resulüm, senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedi mi kalacaklar, her canlı ölümü tadacaktır.) [Enbiya 34, 35]</p>
<p>(Ölümden sonra elbette diriltileceksiniz desen, kâfirler “bu sihir”derler.) [Hud 7]</p>
<p>Reenkarnasyon hurafesi</p>
<p>Sual: Ölmüş kimselerin ruhları, çocuk, hayvan veya bitkiye geçiyormuş. Bir çocuk, ruhunu aldığı kimsenin geçmiş hayatından bahsedip, mesela, “Ben yüz sene önce şunları yapmıştım” diyormuş. Ölenin ruhu başkasına geçer mi?</p>
<p>Cevap: Bu bâtıl inanç daha çok Hindu ve Budistlerde vardır. Reenkarnasyon diye bir şey yoktur. Yani ölen kimsenin ruhu başkasına geçmez. Yahut bir kimse birkaç defa dünyaya gelmez.</p>
<p>Daha çok dine inanmayan kimseler, reenkarnasyondan bahsediyorlar. Dine inanmayan biri, eğer dinden bahsediyorsa, elbette samimiyetinden şüphe edilir. Bunların asıl maksadı dini yıkmaktır. Bunlar, dine inanır görünüp, genel olarak, içkinin az içilirse günah olmadığını, tesettürün Kur’anda olmadığını, lüzumsuzluğunu, Cennet ve Cehennemin dünyada olduğunu yazıp çizerler.</p>
<p>Hazret-i Âdemi inkâr etmek için ilk insanların vahşi olduğunu, maymundan geldiğini, dil bilmediğini de söylerler. Halbuki Allahü teâlâ, bütün eşyanın ilmini, sanatını Hazret-i Âdem’e öğrettiğini bildiriyor. (Bekara 31)</p>
<p>Müslümanlar, gezegenlerde insan veya insan gibi canlı varlık bulunmadığını bildirdiği için, din düşmanları, Ufo diye bir yalan uydurdular. Allah’a inanmazlar, “Gök tanrıları” derler, “Tanrıların arabaları” diye roman yazarlar.</p>
<p>Falın, ilmi hiçbir değeri olmadığı, asılsız olduğu herkesçe bilindiği halde, sırf İslamiyet falı kötülüyor diye fal ile ilgili yazılar, yorumlar yayınlarlar. Asıl kendileri hurafeci olduğu halde, müslümanlara iftira ederler. Kısacası bunlar, dini yıkmak için açıkça değil, böyle tevilli, dolaylı yollardan dine saldırırlar, “tutmazsa da iz bırakır” ümidiyle, İslamiyet’e çamur atmaya çalışırlar. Bunların sözünün dinde bir değeri olmaz.</p>
<p>Cin, insanın içine girebilir. Bu husus hadis-i şerifle sabittir. İnsanın his ve hareket sinirlerine tesir ederek, hareket ve ses hasıl ederler. İnsanın, bu kendi söz ve hareketinden haberi olmaz. Böylece vaktiyle Roma’da ve Peşte’de, son zamanlarda Adana ve Hatay’da konuşan çocuk ve hastalar görülmüştür. Bunları konuşturan cin, uzak ülkelerdeki veya eski zamanlardaki şeyleri söylediklerinden, bazı kimseler, bu çocukların iki ruhlu olduğunu veya başka insanın ruhunu taşıdığını sanmışlardır. Bunun yanlış olduğunu dinimiz açıkça bildirmektedir.</p>
<p>İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Çeşitli yaşlarındaki bedenleri başka başka olan bir insan, aynı boy ve aynı şekilde, fakat başka zerrelerden yapılmış bir bedenle kabirden kalkacaktır. Bu husus anlaşılınca, insan insanı yerse, yenilen organın, hangi insan ile yaratılacağı, yiyen ile mi, yoksa yenilen ile mi birlikte yaratılacağı gibi sorulara lüzum kalmaz. Çünkü, o organların kendileri değil, benzerleri yaratılacaktır.)</p>
<p>Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Onlar, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’ın, kendileri gibilerini de, [benzerlerini de] yaratmaya kadir olduğunu düşünmüyorlar mı?) [İsra 99]</p>
<p>Beden değişir, Ruh değişmez<br />
Herkes, öldüğü zamandaki şekli, boyu ve organları ile mezardan kalkacaktır. Herkesin kuyruk sokumu kemiği değişmeyecek, başka organlar, bu kemik üzerine yeniden yaratılacak, ruhlar bu yeni bedenleri bulup, ona ait olacaklardır. Ruhların bu başka bedenlerle beraber olmaları tenasüh değildir. İnsan bedeni, organları dünyada da değişiyor. Kırk yaşındaki insanın eti, yağı, derisi, kemikleri başkadır, çocukluğunda bulunanlar başkadır. Fakat o, hep aynı insandır. Çünkü insan, ruh demektir. Beden değişiyor ise de, ruh değişmez.</p>
<p>Ruh değişmediği gibi, parmak izi de hiç değişmez. Hiçbir insanın parmak izi, başkasının parmak izine benzemez. Bir insanın parmak uçlarındaki çizgilerin şekli, doğmadan önce, ruh bedenle beraber olduğu sıralarda teşekkül eder. İnsan ölüp çürüyünceye kadar hiç değişmez. Beş bin yıllık mumyalarda aynen kaldıkları görülmüştür. Parmak ucundaki çizgilerden herbiri yan yana dizilmiş deliklerden meydana gelmiştir. Her delikçikten, ter sızmaktadır. İnsan bir şeyi tutunca, sızan ter, o şeyin üzerinde çizgilerin şekli gibi yapışıp kalır. Teri boyayan bir ilaç sürünce, o kimsenin parmak izi, o şey görünür. Hırsız parmak izinden bulunabilir.</p>
<p>Ölen bir kimsenin ruhu, başka birine geçmez. Fen ilerlediği zaman bu durum daha da kolay anlaşılır. Mesela bütün insanların parmak izleri bir yere alınır. Eskiden ölmüş bir kimseden bahseden çocuğun parmak izi ile karşılaştırılınca tutmadığı görülür. Daha başka usullerle de tespiti mümkündür.</p>
<p>İnsan, ruhu sayesinde ayakta durur. Aklı, düşüncesi, ruhu sayesinde vardır. İnsanın vücudu, bir marangozun âletleri gibidir. İnsan ölünce, âletleri olmadığından, ruh bu aletlerle bir iş yapamaz. Ancak yine de, ruh ölü olmadığı için gider gelir, insanları tanır. Hatta evliyanın ruhları insanlara yardım eder. Bu yardım etmesi dünyadaki bedenindeki aletlerle değildir. Allahü teâlâ ruhlara aletsiz de iş yapma özelliğini vermiştir. Vefat eden Hızır aleyhisselamın ruhu çok kimseye çeşitli yardım yapmaktadır.</p>
<p>Bir insana, başka insanların bütün organları takılsa, o insanın aklında, düşüncesinde değişiklik olmaz. Marangozun eski aletleri yerine, yeni aletleri gelmiş demektir. Alet değişmekle, marangozdaki bilgi, kabiliyet değişmez. Kesmeyen bir testere yerine, iyi kesen bir testere gelirse, daha kolay iş yapar. Görmeyen gözün yerine sağlam göz takılırsa görür. Kanı, kalbi, beyni de değişse, yine düşünceye tesir etmez. Sağlam organ takılmışsa, daha kolay iş görür. Çünkü insan, ruh demektir.</p>
<p>Bir insan yanmakla yok olmaz. Sadece aletleri elinden alınmış olur. Ahirette ona yeni aletler verilir. Mümin ise Cennete, kâfir ise Cehenneme gider. Ruh, kendisine verilen vücut sayesinde, ya nimete kavuşur veya azaba düçar olur. Ruhun mahiyetini bilmeyen ve Allahü teâlânın kudretinden şüphe eden kimse, insan yanınca yok olduğunu, kabir suali ve kabir azabının olmadığını zanneder. Halbuki kabir azabının olduğunu dinimiz açıkça bildiriyor.</p>
<p>Ölüye kabir azabı<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Kabir, ya Cennet bahçesi veya Cehennem çukurudur.) [Tirmizi]</p>
<p>Aklın almadığı şeyleri akılla çözmeye kalkışmak çok yanlıştır. Akıl, göz gibi, din bilgileri de ışık gibidir. Göz, ışık olmadıkça, karanlıkta görmez. Göz, karanlıkta görmediği şeylere “yok” diyemez. Akıl da, maneviyatı, fizik-ötesini anlayamaz. Aklımızdan faydalanmamız için Allahü teâlâ, din ışığını gönderdi. Göz, ışık olmadan karanlıkta cisimleri göremediği gibi, din bilgileri olmadan da akıl, manevi şeyleri anlayamaz.</p>
<p>Amerika’daki vahşilerin, oklarının uçlarına sürdükleri, “Kürar” ismindeki zehir, sinirlerin uçlarını felce uğratır. Adale hareket edemez. Ağrı yapmadığından insan zehirlendiğini anlamaz. Elini, ayağını oynatamaz, yere yıkılır, taş gibi kalır. Görür ve işitir ise de, gözünü kırpamaz, dilini oynatıp bağıramaz. Kabir azabı da buna benzetilebilir. Ölü, acı duyar, fakat kıpırdayamaz.</p>
<p>Dine inanmayan bir yazar, kelebekler hep ölüp diriliyor diyerek reenkarnasyonun gerçek olduğunu savunuyor. Dünyada her canlının bir hayat devresi vardır. Kelebeklerde, Yumurta, Tırtıl, Pupa, Kelebek devreleri vardır. Kelebeklerin nesilleri böyle devam eder. Bunun reenkarnasyon hurafesi ile bir ilgisi yoktur. Bitkilerin, kavunun, karpuzun, tohumla yetişen diğer sebzelerin çoğalması da buna benzer. Mesela bir karpuz çekirdeği toprağa atılınca, çekirdekten yeşil aksam meydana gelir. Yeşil aksamdan da karpuz olur. Karpuzun içinde de çekirdekler bulunur. Böylece neslini devam ettirir. Yeni meydana gelen karpuzlar, çekirdeği ekilen karpuza benziyor diye eski çekirdek yeniden meydana geldi mi denir? Yahut karpuz ölüp ölüp diriliyor denmez. Her canlı ölür. (Rahman 26)</p>
<p>Ruh nedir</p>
<p>Sual: Ruh nedir? Ölünce ruh nereye gider?</p>
<p>Cevap: Allahü teâlâ insanlara ruh hakkında kâfi bilgi vermemiştir. İsra suresinin (Sana ruh hakkında sorarlar, de ki, “Ruh Rabbimin işlerindendir, size az bir bilgi verilmiştir”) mealindeki 85. âyet-i kerimesi de ruhun mahiyetini bilmenin imkansız olduğunu bildiriyor.</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Allahü teâlâ, insanın ruhunu bilinemez şekilde yarattı. Ruh, madde değildir, belli bir yeri yoktur. Ruh, bedenin ne içinde, ne dışındadır, ne bitişik, ne ayrıdır. Yalnız onu varlıkta durdurmaktadır. Bedenin her zerresini diri tutan ruhtur. Bunun gibi, âlemi varlıkta durduran Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ, bedeni ruh vasıtası ile diri tutmaktadır. (Mektubat Tercemesi)</p>
<p>Ahlak-ı alaide buyuruluyor ki:<br />
(Aklın erdiği bilgileri anlayan, his organlarından beyne gelen duyguları alan, bedendeki bütün kuvvetleri, hareketleri idare eden, kullanan ruhtur. Ruh, göz vasıtası ile renkleri, kulak ile sesleri kavrar, sinirleri çalıştırır. Adaleleri hareket ettirir, böylece bedene iş yaptırır. Böyle işlere ihtiyari yani istekli işler denir. Aklı kullanmak düşünmek ve gülmek gibi şeyleri yapan ruhtur.</p>
<p>Ruh parçalanmadığı ve parçalardan meydana gelmediği, yani mücerred olduğu için, hiç değişmez, bozulmaz, yok olmaz. Ruh bir sanatkâra benzer. Beden bu kimsenin elindeki sanat aletleri gibidir. İnsanın ölmesi ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu da sanatkârın sanat aletlerinin yok olmasına benzer.)</p>
<p>İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(Cesetten ayrılan ruh, ya azaba veya nimete kavuşur. İyilerinki yükselir, kötülerinki yedi kat yerin dibine iner. Bedenden ayrılan ruh, aletsiz, vasıtasız olarak her şeyi bilir. Bunun için çeşitli nimet veya azapla karşılaşır.</p>
<p>Ruh bedende iken, herhangi bir uzuv, mesela insanın bir ayağı felç olsa, ruh bu ayağa tesir edemez, onu harekete geçiremez. Ölüm ise, bütün uzuvların felç olmasına benzer, ancak ruh, bedenden ayrılınca, müstakil olarak yine bilir, görür, anlar, sevinir, üzülür, bu halleri yok olmaz. Bu hâli, bütün ruhlar yok edilinceye kadar devam eder. Herkes dirilince, her ruh, yeniden meydana gelen cesede tealluk eder.)</p>
<p>Dejavu</p>
<p>Sual: Déjàvu ne demektir? Bunun reenkarnasyon ile bir ilgisi var mı?</p>
<p>Cevap: Déjà vu, dejavü okunur. Ansiklopedilerde şöyle tarif ediliyor:</p>
<p>(Deja vü, halihazırda yaşanılan bir olayı, daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur. Fransızca déjà [daha önceden] ve voir [görmek] fiilinin geçmiş zamanda çekimi olan vu’nün birleşiminden türemiştir. Beynin, yorgunluk veya başka sebeplerden dolayı bir görüntü, ses gibi herhangi bir girdiyi, giriş anı sırasında algılayamamasından kaynaklanabilir. Beyin bu girdiyi algıladığında kişi, bu olayı daha önce, yaşadığı hissine kapılabilir. Ayrıca, beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha küçük bir zaman farkı ile çalışmasından da, kaynaklanabilir. Bir taraf diğer taraftan önce algıladığı için, geç algılayan taraf, bu olayın daha önce yaşanmış olduğu duygusuna kapılır. Bu durum sinir aksonlarındaki küçük bir sapmadan kaynaklanır.</p>
<p>Dejavü’nun zıttı jamais-vu’dür, Jamevü okunur. Bu durumda insanlar tanıdığı bir çevrede yabancılık çekebilirler. Dejavü’ya benzer sebeplerle ortaya çıkar. Araştırmalara göre insanların %50 den fazlası, hayatlarında en az bir kere, dejavü durumunu yaşamıştır. İnsanların çoğu bir süre sonra, en son ne zaman dejavu yaşadığını unutur.)</p>
<p>Dejavu’nün reenkarnasyon [tenasüh] ile hiçbir ilgisi yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.superoda.net/reenkarnasyon-nedir-gercekmidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

